Gedik Üniversitesi Monopoly Deneyi

gedik_uni

Monopoly oyununun insan davranışları üzerindeki etkilerinin gözlemleneceği araştırmada 2 kadın ve 2 erkekten oluşan bir denek grubu yer alacaktır. Denekler, masa, sandalyeler ve bir lambadan oluşan odada bulunacaktır. Araştırmacılar ise deney boyunca deneklerin arkasını göremediği bir camın ardında gözlem odasında duracaktır.

 

Araştırmacı Pınar: Katılımınız için teşekkür ederim. Şimdi önünüzde duran Monopoly kutusunu açabilirsiniz. Bana ihtiyacınız olduğunda masanın altındaki kırmızı düğmeye basın, ama gerçekten ihtiyacınız olduğunda (Sinsice camın arkasına geçer).

Denek 1: Uzun zamandır oynamamıştım.

Denek 2: Yeniköy Tarabya benim, baştan söyleyeyim.

Araştırmacı Pınar: Hımm, Denek 2 oyunun başında Yeniköy ve Tarabya’yı almak istediğini söyleyerek rakiplerine gözdağı verdi. Bu significant bir veri olabilir. Not alabilir misin Hakan?

Araştırma asistanı Hakan: Aldım.

Denek 3: Banka kim olacak?

Denek 2: Ben olurum.

Pınar: İlk soruyu Denek 3 sordu, Denek 2 banka oldu. Bunları not alalım kaçırmayalım Hakan.

Hakan zaten yazıyordur, bitirir, gıcıklık seviyesi bir nebze yükselmiştir

 

Pınar: Baksana Denek 2 sevindi gibi. 50.000’lik destesini aldı hemen eline.

Hakan: Evet, banknotlarla kırrrş kırrrş diye ses bile çıkarıyor.

Pınar: Banka olmaktan büyük haz duydu, Yeniköy ve Tarabya’yı da istiyor. Galiba grubumuzun alfasını bulduk Hakan.

Hakan not alır.

 

Denek 2: Limuzini alıyorum.

Denek 3: Yüksüğü aldım.

Denek 1: Tren.

 

Pınar: Denek 4 hala konuşmadı Hakan, farkında mısın? Ne aldı o, gördün mü?

Hakan: El arabası hocam.

Pınar: Konuşmuyor ama Kasımpaşa ve Dolapdere’yi satın alıp orada otel kurup zengin olacakmış̧ hissiyatı alıyorum bu denekten. Oyunu kazanırsa şaşırmam. Konuşmaktan kaçırıyoruz deneyi, çekiyorsun değil mi Hakancığım, kayıt tuşuna bastın mı?

Hakan: (Göz bayarak) Ben bir yandan takip ediyordum. Denek 3 yani yüksük en yüksek zarı atarak oyuna başladı. Elektrik İdaresi’ne geldi.

Pınar: Alıyor mu peki?

Hakan: Almadı.

Pınar: Oyuna ilk başlayıp hevesle attığı zarın ardından Elektrik İdaresi’ne geldiği için biraz demoralize olduğunu görüyorum. Galiba küfredecek…

 

Denek 3: Gele gele Elektrik İdaresi geldi götüne kodumunu.

Denek 1: Haydi hop kemik güm pat çat.

 

Hakan: Denek 1 konuşkan çıktı.

Pınar: Evet gördüm. Peki nereye geldi?

Hakan: Karaköy.

 

Denek 1: Karaköy’ü tabii ki alıyorum.

Denek 2: 700 kâğıt alayım.

Denek 1: Buyurun. (1000 uzatır)


Denek 2: Bozuk versene arkadaşım.

Denek 1: 1000’i geri alayım ben o halde (50.000’liği uzatır) bunu vereyim.

Denek 2: Kime artistliğin anlamadım.

Denek 1: Şaka ya, 50.000’liği verir miyim, onlarsız olur mu yaaaağ? (50.000’ini öpüp başına kor)

 

Pınar: Daha oyunun başındayız ve şimdiden gerginlik başladı. Daha otel motel kurulmadan. Denek 2 sergilediği tehditkar tavırlarla tipik bir Monopoly antipatiği olduğunu gösteriyor.

Hakan: Evet ama Denek 1’in 1000’liği alıp 50.000 uzatması da provoke edici bir davranıştı.

Pınar: Farkındayım. Ardından da Denek 2’nin beklenmeyen agresif çıkışı gelince kuyruğunu kıstırmak zorunda kaldı. O biraz böyle, nasıl desem, genç futbol yorumcusu gibi bir tip anlaşılan. Bunu yazmayalım, bu of-dı-rekord.

Hakan zaten yazmamaktadır. Bu sırada Denek 4 attığı zarla Haydarpaşa Tren Garı’na gelmiştir.

 

Denek 2: Alıyor musun?

Denek 4: Evet, alıyorum, lütfen kartı verebilir misiniz?

 

Pınar: Burada da garip bir elektrik oldu az önce. Denek 4, Denek 2’nin senli benli konuşmasına siz diyerek mesafe koydu. “Buraya kimseyle arkadaş olmaya gelmedim” der gibi bir hali var.
 Neyse, ilerleyen dakikalarda ak koyun kara koyun çıkacak. Sıra Denek 2’de.

4 atarak Gelir Vergisi Öde’ye gelir. Üstelik çift de değil, üç ve bir atarak.

 

Denek 2: Üçün birini aldık.

Denek 3: Elektrik İdaresi’nden daha kötü bir başlangıç olur mu derken oldu.

Denek 2: Kötü başladık ama kartal gibi yükselmesini de biliriz. Çünkü kartallar önce yerde uçmayı öğrenir, sonra alemi göklerden süzer.

 

Pınar: Denek 2 mafya mı yoksa Çarşı genci mi anlayamıyorum.

Hakan: Denek 3 şimdiye kadar benim en sevdiğim tip oldu. Kavga gürültü sevmeyen muhabbetçi biri gibi.

Pınar: Belli olmaz Hakan, daha oyunun başındayız. Oyuncular mal mülk sahibi olunca, kiralar yükselince göreceğiz herkesin ne kadar pisleşebileceğini.

Ellerini önlerinde yumruk yaparlar ve camın ardından Monopoly düzeneğinin başındaki denekleri seyretmeye ve not almaya devam ederler.

 

-40-45 dakika sonra-

Denek 2: Maçka’yı tabii ki sana bırakmıyorum ve alıyorum.

Denek 3: Senin Etiler’in de bende. İstersen değiş tokuş yapalım.

Denek 2: İyi, sen bana Etiler’i ver, ben sana Maçka’yı vereyim.

Denek 3: Olmaz, Etiler daha pahalı.

Denek 2: Ne kadar istiyorsun onu söyle.

Denek 3: 50.000

Denek 2: Yuh. Kalsın.
 (Denek 2’nin o kadar parası yoktur, o gelir vergisi senin, bu lüks vergisi benim, vermiştir. Yeniköy’e de az buz para bayılmamıştır. Üstelik Denek 4’ün Dolapdere’de hızla kurduğu oteline de ilk o ayak basmıştır)

Denek 3: İyi peki, ama ben yine de Etiler’i satmak istiyorum ve açık artırmaya çıkarıyorum. İsteyen var mı?
 (Denek 4 sessiz ve derinden gelmektedir)


Denek 4: 50.000 veriyorum.

Denek 3: Artıran var mı? (bekler, artıran çıkmaz). Sattım 
(Denek 2 bu alışverişi esef içinde seyreder).

 

Pınar: Denek 3 ve Denek 4 arasında bir işbirliği geliştiğini görüyorum, sen de görüyor musun Hakan?

Hakan: Uyuzluğuna yapıyorlar sanki.

Pınar: Bence sahiden öyle. Baksana, Denek 4’ün Etiler’le hiçbir işi yok.

Hakan: Belki elinde bir kozu olsun istiyor. Denek 2 Tarabya’yı satın alırsa ve lacivertlerde otel kurarsa oyun biter.

Pınar: O da olabilir, bakalım… (Pınar Hoca küçücük odada volta atarak seyretmeye devam eder, bu sırada Denek 3 attığı zarla Lüks Vergisi Öde hanesine gelir)

 

Denek 2: Satarsan Etiler’i işte böyle alırsın babayı.

Denek 3: (Gülerek) Pişman değilim.
 (Denek 2 gülmez)

 

Hakan: Denek 2 iyice öküze bağladı.

Pınar: Denek 3’ün zen tavrını yıkamadıkça daha da sinirleniyor. Bu çok iyi bir şey, deneyimizin doğru bir içgörü üzerine kurulmuş̧ olduğuna bir kez daha emin oldum.

Bu sırada Denek 4 Tarabya’ya gelmiştir. Denek 2’nin yerinde hareketlenmeye başladığını görürüz.

 

Denek 4: Param yok, almıyorum. (Sabırsızca) Devam edelim.

Denek 2: Bir dakika bir dakika… Biri almayınca açık artırmaya çıkar diye biliyorum ben kurallarda.

Denek 1: Ben öyle bir kural bilmiyorum.

Denek 2: Var, kesin var, biz öyle oynuyoruz.

Denek 1: Oyunun başından beri niye yapmadık o zaman?

Denek 2: İsteseydiniz yapardık.

Denek 3: Olmaz öyle, haksızlık olur. Zarı at, gelirsen Tarabya’ya alırsın.

Denek 2: Yok ya. Ben deneycilere soracağım bunu. (Eli kırmızı düğmeye gider)

 

Hakan: Kırmızı düğmeye bastılar. Doğrusu bunu hiç beklemiyordum.

Hakan yerinden kalkmaz, Pınar pasif agresif bir yürüyüşle deneklerin yanına gider. Yüzü ciddileşmiştir.

 

Pınar: Kırmızı düğmeye bastınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?

Denek 2: Hoca hanım, biri bir yerin üstüne gelip satın almazsa açık artırmaya çıkmaz mı?

Pınar: (Özellikle birkaç saniye sessiz kalarak) Doğru, oyun kurallarında yazıyor.

Denek 3: E niye söylemediniz o zaman baştan? Biz de öyle oynardık.

Pınar: (Hiç bozmadan) Oyun kurallarının yazılı olduğu kitapçık kutunun içinde. İstediğiniz zaman kontrol edebilirdiniz.

Denek 2: Tamam hoca hanım sağ olun, biz böyle –doğru olan şekilde- devam ediyoruz. (Doğru’nun üzerine üzerine basarken tüm neşesi yerine gelir)

Pınar: Bana ihtiyacınız kalmadıysa içeri gidiyorum. (Der ve camın arkasına geçer)

 

Pınar: Şu an olanlar çok heyecanlandırıyor beni. Denek 3’ün haksızlığa karşı tahammülünün az olduğunu görüyorum. Denek 2 ise tüm davranışları göz önüne alındığında “zorba” diye tabir edebileceğimiz bir tavır sergiliyor. Kuralları işine geldiği gibi büküyor.

Hakan: Evet, dün izlediğim Spiderman çizgi filminde büyük goblinin şirketinde biri bir tüp çalıyordu, adam görmezlikten geliyordu onu işine geldiği için.

Pınar Hakan’ın tam bir esrarkeş olduğunu anımsar.

 

Denek 4: İyi peki, kim istiyor Tarabya’yı?

Denek 2: Ben!

Denek 4: Açık artırma yapıyoruz, 40.000’le açıldık.

Denek 2: 40.000.

Denek 1: 42.000! 
(Denek 2 anasına küfredilmiş gibi dramatik bir şekilde döner ve Denek 1’i süzer)


Denek 2: 50.000!

Herkes susar. Denek 2 paralarına bakar, değil 50.000, 20.000 bile ya vardır ya yoktur.

Denek 4: 50.000’e satıldı.

Denek 2: (Hararetle kartlarının arkasındaki ipotek değerlerine bakarak) Bunları ipotek ettiriyorum, bankadan 35.000 alıyorum.

Diğer denekler Denek 2‘nin heveskârlığından rahatsız olmuşlardır, kaşlarını kaldırarak bir Sinan Çetin yapımı gibi olan bu ipotek sürecini seyrederler.

 

Denek 2: (Dokunsalar ağlayacak ama hali vakti yerindeymiş gibi) Zarı alayım.

Çift zar atar ve Lüks Vergisi Öde hanesine gelir, sinir krizinin sınırlarında gezinmektedir ama güçlü kalmaya çalışmaktadır.

 

Denek 2: Tarabya’yı ipotek ettiriyorum.

Çift attığı için bir daha zar atar, Denek 4’ün Dolapdere’deki oteline gelir. Bu Denek 4 için bardağı taşıran son damla olmuştur. Kollarıyla oyun tahtasını dağıtır.

 

Denek 2: Oynamıyorum lan!

Denek 4 hemen toparlanmaya başlar, Denek 3 ve Denek 1 camın ardına bakmaktadırlar. Hakan deney odasına gelir.

 

Hakan: Teşekkür ederiz. Katılımınızın karşılığı ücreti çıkışta resepsiyondan talep edebilirsiniz.

Denek 2: (Sessizce) Sikerim, onu da almıyorum.

Hakan nötr bir ifadeyle deneklerin odadan çıkmasını bekler. Denek 3’ün toplanması uzun sürer, en son o çıkar. Pınar deney odasına gelir.

 

Pınar: Beklediğimden kısa sürdü…

Hakan: Yani, daha devam ederdi oyun.

Pınar: (Hakan’ın söylediğini duymamış̧ gibi konuşmaya devam eder) Beklediğimden kısa sürdü ama yine de böyle biteceğini tahmin ediyordum.

Hakan: Neden? En azından bitirebilirlerdi oyunu, neticede para karşılığı oynadılar.

Pınar: (Tavana bakarak konuşmaya başlar) Hakan, bu senin anlamadığın ama şimdi anlayacağın şey: İnsan doğası. İnsan, o yüce yansımasını besleyen uyarıcılar azalıp, gerçekler umduğu gibi gitmemeye başladığında yenilgiyi kabul etmek istemez. Bunun yerine gerçekliği yıkar atar. Kazancını ve repütasyonunu bir köşeye atmayı bile göze alır. Çünkü onun için tek gerçek, kendine hayatta biçmiş olduğu roldür. Kendine biçtiği rol ise, kazanandır. Tam da tahmin ettiğim gibi, Monopoly, insanın narsisistik hiddetini, aç gözlülüğünü ve zorbalığını ortaya çıkarıyor.

Hakan çoktan telefonunda Pokemon’u açmış, gözlem odasında Pikachu yakalamanın mutluluğunu yaşamaktadır. Pınar kendi gazından gaza gelmiştir artık.

 

Pınar: Nasıl ki Stanford Üniversitesi’nin Hapishane deneyi bugün bile konuşuluyor, biz de Gedik Üniversitesi olarak psikoloji tarihinde yer alacağız. Göreceksin, o kadar çok kişi referans verecek ki bu araştırmamıza ileride. Yalnızca bilim çevreleri değil, halk da benimseyecek, diyecekler ki “İnsan insanı en iyi Monopoly’de tanırmış”. Haha. Ne güzel söyledim, ağzıma sağlık. Bunu makale basılacağında Sonuçlar bölümüne yazayım. Hakan Monopoly dediğin şey aslında ne biliyor musun? Bir sembol, açgözlülükle büyüyen, zorbalıkla beslenen. Başka türlüsü mümkün mü sanıyorsun? Kapitalist düzende yırtıcı olma da bir bak ne oluyormuş. Aç kalırsın. Eskidenmiş mütevazı olmak, şimdi biraz değil, hiç tevazu gösterme yoksa gerçek sanırlar. Gücünü böbürlenmekten alacaksın. Ezeceksin. Ne yapacaksın biliyor musun? Düşene bir tekme de sen vuracaksın. Yaralının kan kokusunu alacaksın, peşine düşeceksin, bulduğun anda öldüreceksin. Başka türlü yaşanmaz bu hayat, başka türlü olmaz bu Monopoly.

 

-sonra, çok sonra, perde kapandıktan da sonra-

Makale basılmayınca Pınar sırra kadem basar. Hakan ise esrar bir geçiş uyuşturucusu olduğundan hemen eroine başlar. Kısa zaman sonra da bir tuvalette ölü bulunur.

FacebookGoogle+Twitter